24 Eylül 2007 Pazartesi

Nar

Bir bardak nar suyu, üçer bardak şalgama, limona, ayrana, birer bardak portakal suyuna ve 1 bardak muzlu süte eşit.
Eeee.......Ne alaka şimdi?
Medyada bügün çıkan haberlere göre Nar üretiminde 7075 dekar nar bahçesi ile ülkemiz dünya dördüncüsü olmuş. :)
Peki neden,nasıl birden fırlama oldu.Neleri etkiledi?

Nar, son yılların en gözde meyvelerinden biri. Antioksidan etkisi sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirdiği keşfedilen nar ve nar suyu büyük ilgi görüyor. Türkiye'de nar üretimi her geçen yıl artıyor.

2006 yılında ülkede 91 bin ton nar üretildi. 1998 yılındaki rakam 59 bin ton civarındaydı. Üretim 9 yılda yüzde 40 arttı. Türkiye böylece nar üretiminde dünya dördüncülüğüne çıktı. Pazarın hakimi ise 670 bin tonla İran. Hindistan 500 bin tonluk üretimiyle ikinci gelirken, Çin 260 bin tonla üçüncü sırada bulunuyor. Türkiye'nin geçen yılki rekoltesinin önemli bölümü nar suyu imalatında kullanıldı. 74,7 milyon litrelik katkısız meyve suyu üretiminin yüzde 13,3'nü nar suyu oluşturdu. 2006 yılında 6,9 bin ton nar suyu konsantresi üretilirken, 4,4 bin tonu ihraç edildi. İhracattan 9,4 milyon dolarlık gelir sağlandı. En fazla nar ihracatı yapılan ülkeler şöyle: Almanya, Rusya Federasyonu, Hollanda, Ukrayna ve Yunanistan. Öte yandan dünya genelinde tüketimi artan nar suyunun 'standardı' da Türkiye'de belirlendi. İzmir'de düzenlenen Avrupa Meyve Suyu Birliği Uygulama Kılavuzu Teknik Komitesi (COPEG-Code of Practice Expert Group) toplantısında nar suyu üretiminde referans alınacak temel tanı değerlerini belirledi. Toplantıda konuşan COPEG Başkanı Martin Greve, Türkiye'nin iklimi ve toprak özellikleriyle dünyanın en önemli nar ve nar suyu tedarikçisi olabileceğini söyledi. Almanya, Avusturya, Belçika, Fransa, Hollanda, İngiltere, İspanya ve İtalya'dan yetkililerin katıldığı toplantıda Türkiye'yi temsil eden Prof. Dr. Aziz Ekşi de meyve suyu üretiminin sürekli büyüdüğünü söyledi. Türkiye'de kapasitenin 600 bin tona ulaştığını belirten Ekşi, "Ancak kuraklık meyve üretiminde gelecek yıl büyük tehdit oluşturacak. Şimdiden önlem alınmalı." dedi. Prof. Dr. Aziz Ekşi, küresel ısınma nedeniyle şeftali üretiminin Bursa'dan Toroslara doğru kaymaya başladığını aktardı. Cappy, Pınar ve SEK gibi büyük markalara ürün sağlayan Tarım ve Gıda Ürünleri Sanayi şirketinin yöneticisi Mustafa Asparuk ise "Sulamaya ilişkin sorunlar özellikle şeftali, üzüm, vişne ve çilek gibi suyu çok seven meyvelerde yoğunlaşacak. Bu ürünleri önümüzdeki yıllarda bulmakta zorlanacağız." diye konuştu.

Avrupalılar, Türk tesislerine hayran kaldı

Toplantıya katılan heyet, Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü'nü ziyaret ederek Türkiye'de nar üretimi ve nar çeşitleri hakkında bilgi aldı. Heyet, ardından da Dimes Meyve Suları'nın İzmir'deki tesislerini gezerek narın meyve suyuna dönüşme sürecini izledi. COPEG Başkanı Martin Greve, Dimes'in yüksek teknolojisine hayran kaldı. Greve, gazetecilerin meyve suyu üretiminde Türkiye'ye yabancı yatırımcıların ilgisinin olup olmadığına ilişkin bir sorusunu şöyle cevapladı: "Avrupa'nın en büyük grubunun zaten bir yatırımı var. Ayrıca heyetteki ilgililerin bir amacı da Türkiye pazarını yakından görmek. Avrupa'da meyve suyu pazarı büyümedi; ancak Türkiye'de tüketim yüzde 30 artıyor. Türkiye, geniş üretim alanlarına sahip ve bazı meyvelerin tedarikinde de üretim üssü olabilir."

Reklam sadece nar suyu tüketimini ve fiyatını değil aynı zamanda nar bahçesi tesisini de 4-5 kat arttırdı. İki yıl öncesine kadar bin 80 dekar nar bahçesinin bulunduğu Adana'da son iki yıl içinde nar bahçesi tesisi 5 kat artarak 7 bin 75 dekara ulaştı.

Üreticiler başta Adana ve Antalya olmak üzere sıcak iklim kuşağında nar bahçesi tesis oranını önemli ölçüde artırdı ve son bir yıl içinde 250 bin fidan satıldı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın nar bahçesi tesisleri için dekar başına 250 YTL teşvik vermesi de bu ürüne olan ilgiyi artırdı. Mevcut nar üretimi, yoğun talebi karşılamada yetersiz kaldığı gibi ihracata yönelik de ayrı bir çalışma yapılması gerekiyor.

Avrupa Birliği ülkelerinde önemli talep gören nar çeşidi Alara'yı Türkiye'de üretmeye öncülük eden Alara Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Taner, yeni kurulan bahçelerin bu yıl üretime geçmesiyle birlikte nar rekoltesinde görülen açığı kapatacağını söyledi.

Yeni kurulan nar bahçesinin üçüncü yılında meyve vermeye başladığını belirten Taner, "Üç dört yıl içinde nar üretiminde büyük artış olacak. Daneleme tesisi kurmuş olan şirketler var. Bu alanda önemli yatırım yapılıyor. AB pazarı için Alara nar çeşidini yaygınlaştırıyoruz. Geçen yıl 100 bin fidan üretimi yaptık ve sattık. Bu yıl 150 bin 200 bin fidan talebi var. Yılın her mevsiminde dikimi yapılacak tüplü fidan üretiyoruz. Meyve suyu ve sanayide kulanım da önümüzdeki dönem artacak. Şu anda iç piyasa talebi karşılanmıyor. Üretilen tüm nar iç pazarda tüketiliyor. Meyve sucularının bir çoğu konsantre ithalatı yapıyor. Sulandırıp şişeliyorlar." dedi.

Büfe İşletmecisi Mustafa Sarıkaya, orta yaş ve üzerindeki grubun nar suyuna olan ilgisinin çok fazla, nerede ise portakal suyuna olan taleple eşit olduğunu söyledi. Bir kilogram narın fiyatının 2 YTL olduğunu belirten Sarıkaya, bir bardak nar suyunun 1.5 YTL olmasının normal olduğunu söyledi.

Adana İl Tarım Müdürü Abdullah Keskin, Adana'da iki yıl içinde nar bahçesi oranının 5 kat arttığını söyledi.
2005-2006-2007
Nar alanı miktarı: 1080 dekar . 1750 dekar . 7075 dekar.
Rekolte miktarı: 2 bin 331 ton. 2 bin 65 ton. 3 bin 600 ton.

Nar'ın meyve suyu: 1.5 YTL (Bir bardak)
Nar konsantresi: 4 YTL (400 gram), 10 YTL (1 kg)
Nar (meyve olarak): 2.2 YTL (1 kg)
Elde yapılan nar ekşisi: 10-15 YTL (1 kg)
Bazı meyve suyunun fiyatı şöyle:
Şalgam: (1 bardak) 50 YKr
Nar suyu: 1.5 YTL
Limonata: 50 YKr
Portakal: 1.5 YKr
Karışık meyve suyu: 1.25 YTL
Vişne: (konsentra) 50 YKr
Şeftali: (konsentra) 50 YKR
Havuç suyu: 1 YTL
Greyfurt suyu: 1 YTL

Süt

Süt, insan organizması için gerekli pek çok besin öğesinin bileşiminde hemen hemen yeterli ve dengeli bir şekilde içeren, insan organizmasında yüzde 80 civarında kullanılan çok önemli bir besin maddesi.

Kalsiyum tüketimi ile kemik yoğunluğu arasında sıkı bir ilişki olmasından dolayı süt tüketimi bu hastalığın önüne geçmede önemli rol oynuyor.

Süt ve süt ürünlerinin kemik yoğunluğunun en üst noktaya ulaştığı yirmili yaşlara kadar tüketilmesi kemik yoğunluğunun artmasına neden olur. Her yaş grubunun günde en az 2 su bardağı süt veya süt ürünlerini tüketmesi birçok hastalığın derdine deva.

Günde bir bardak süt içen bir çocuk, protein ihtiyacının yüzde 35'ini, kalsiyum ihtiyacının yüzde 52'sini, B12 vitamin ihtiyacının yüzde 98'ini karşılayabiliyor.

Çocuklarda gelişme geriliğinin hala önemsenecek düzeyde olduğu Doğu ve Güneydoğu'da bu denli değerli besin maddesinin tüketiminin artırılması için uzmanlar ebeveynleri uyarıyor.

Medyada Sağlık


  1. Sağlıklı Yaşam TRT 2
  2. Reçete TRT 2
  3. Medikal HABER TÜRK
  4. İnfo Sağlık TV8
  5. Ailemizin Hekimi SES TV
  6. Sağlıklı Günler TV NET
  7. Psikoloji Rehberi TV NET
  8. Sağlıklı Günler KON TV
  9. Yaşam Koçu ATV
  10. Sağlık Karnesi AVRASYA TV
  11. Taylan Kümeli ile Formda Kal SHOW TV
  12. Medikal KANAL 1
  13. Sağlıklı Günler KANAL TÜRK
  14. Sağlık Hattı SKY TÜRK
  15. Bir Nefes Sıhhat HİLAL TV
  16. Doğru Yaşa Mutlu Ol HİLAL TV
  17. Bir Nefes Sıhhat TV 5
  18. Can Sağlığı TV 5

22 Eylül 2007 Cumartesi

Sarımsak

Ana vatanı Hindistan olan sarımsağın birkaç faydası:

  1. Bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor.
  2. Kanser yapıcı maddeleri vücuttan uzaklaştırıyor.
  3. Doğal bir antibiyotik.
  4. Kolesterol ve trigliseritleri düşürücü etkiye sahiptir.
  5. Doğal bir ağrı kesicidir.
  6. Yaşlanmayı geciktiriyor.
  7. Nezle ve bronşitte etkili.
  8. Damar sertliğinde zararlı kolesterolü düşürür, faydalı kolesterolü yükseltiyor.
  9. Böbreklerin normal çalışmasını sağlar.
  10. Arpacık ve basur memelerinde faydalıdır.
  11. İdrar tutukluğunu giderir.
  12. Zehirli hayvan sokmasında da faydalıdır.
  13. Hazmı kolaylaştırır. Kabızlığı giderir.

Aspirin

Asetil Salisilik Asit kısaca "ASA" yani aspirin.

100 yıldır en fazla kullanılan ilaçlardan biri olan aspirinin perde arkası:

Kimyager Felix Hoffmann'ın 1897’de romatizmal ağrılarla baş edemeyen babasını iyileştirebilmek amacıyla salisilik asidi geliştirmeye çalışımaı sonucu bu ilacı bulmuştur.